MS’nin hikâyesi modern tıpla başlamadı.
Bundan yaklaşık iki yüzyıl önce, İngiliz Kraliyet
Ailesi’nin bir üyesi olan Sir Augustus Frederick
d’Este, bugün Multiple Sclerosis olarak tanımladığımız
hastalığın izlerini günlüklerine kaydetmeye başladı.
İngiltere Kralı III. George’un torunu olan d’Este,
1822 yılında, henüz 28 yaşındayken görme kaybı yaşadı.
Sonraki yıllarda görme problemleri, yürüme güçlüğü,
bacaklarda güçsüzlük, uyuşma ve başka nörolojik
belirtiler ortaya çıktı. Hastalığı ilerledikçe
günlüklerinde yaşadığı değişimleri ayrıntılarıyla
kaydetti.
O dönemde MS henüz tıp tarafından tanımlanmış
bir hastalık değildi. d’Este yaşamı boyunca resmi
bir MS tanısı almadı. Ancak geride bıraktığı günlükler,
ölümünden yüzyıllar sonra nörologların hastalığın
seyrini geriye dönük olarak değerlendirmesine
olanak sağladı.
Royal College of Physicians, onun günlüklerini
MS’nin en erken ve en ayrıntılı kişisel
kayıtlarından biri olarak tanımlıyor.
Ve hikâye burada bitmiyor.
İngiliz Kraliyet Ailesi ile MS arasındaki en dikkat
çekici bağlantılardan biri, yaklaşık 170 yıl sonra
yeniden ortaya çıktı.
1998 yılında Galler Prensi Charles, MS hastası
Karen Drake ile yaptığı bir görüşmede cannabis
kullanıp kullanmadığını sordu. Drake’in aktardığına
göre Charles, cannabis’in MS ile ilişkili ağrı ve
belirtilere yardımcı olabileceğini duyduğunu söyledi.
Sözler, dönemin İngiltere’sinde tıbbi cannabis
tartışmasının yeniden alevlenmesine neden oldu.
Samantha Markle, Meghan Markle’ın baba tarafından
üvey kız kardeşi, 2008 yılında MS tanısı aldığını
açıkladı ve hastalığın ilerleyen dönemlerinde
tekerlekli sandalye kullandı.
Bütün bu hikâyeler farklı yüzyıllara, farklı hayatlara
ve farklı koşullara ait.
Ama ortak noktaları oldukça tanıdık:
MS, insanları unvanlarından, servetlerinden veya
yaşadıkları dönemden bağımsız olarak aynı belirsizlikle
karşı karşıya bırakabiliyor.
1822’de bir kraliyet mensubu günlüğüne
hastalığını yazıyordu.
Bugün ise milyonlarca insan MS ile yaşarken
kendi hikâyesini anlatıyor.
Belki de MS tarihinin en önemli değişimi
tam olarak burada:
Artık bu hikâyeleri yalnızca doktorlar değil,
hastaların kendileri de anlatıyor.